BioShock Infinite İncelemesi

Crowley

0
İyinet Üyesi
Onaylı Üye
Katılım
30 Haziran 2011
Mesajlar
527
Reaction score
0
Konum
İstanbul


BioShock serisi çıkarıldığı ilk günden beri oyun endüstrisi üzerinde belkide en çok etkisi olmuş oyun serilerinden biridir. Her oyununda gördüğümüz ve artık bir ikon haline gelmiş deniz feneriyle, daha önceki oyunlarda “Plasmid” olarak andığımız fakat BioShock: Infinite’te ise karşımıza “Vigor” olarak çıkmış özel yetenekleriyle, ilginç atmosferiyle ve en önemlisi dahiyane olan kurgusu ve karakterleriyle BioShock serisi mutlaka oynanması gereken oyunlar listesinde ön safları tutuyor. Küçük bir not da ekleyeyim incelemeye başlamadan önce; bu incelemede bahsedeceğim oyun, BioShock: Infinite, serinin daha önceki oyunlarını oynamamış dahi olsanız da oynayabileceğiniz ve hikayeyi tam anlamıyla anlayabileceğiniz bir oyun. Bu nedenle önceki oyunlardan bahsetmememe çok aldırmayın, sadece seriyi bilen ve seven kişilere nelerin farklı nelerin aynı olduğunu göstermek için ekliyorum o kısımları.

Peki son çıkan oyun, BioShock: Infinite, serinin bu başarısı daha da ileriye taşıyabilmiş durumda mı?

Bu sorunun cevabını vermeden önce, Infinite’e yabancı olanlar için kısa bir durum özeti geçeyim. Daha önceki BioShock oyunlarının aksine Infinite, su altı şehri “Rapture”da geçmiyor ve bu seferki düşmanız da Frank Fontaine değil. Hikaye bu sefer kendini denizin derinliklerinden kurtarıp daha yükseğe, gökyüzüne, uçan şehir Columbia’ya taşımış durumda. Haliyle de burada eski oyunları andırır da olsa yeni düşmanlar ve özelliklere sahibiz. Bu seferki baş düşmanımız ise kendini peygamber ilan etmiş ve halkı tarafından adeta tapılırcasına sevilen Zachary Hale Comstock, bu sakalına ak düşmüş amcamız, zamanında Amerika Birleşik Devletleri’nden ayrılma kararı almış ve Columbia eyaletini gök yüzüne çıkarmış. Bununla da yetinmeyip kendine Amerikan tarihini baz alan bir de din kurmuş. Biz, Booker DeWitt karakteri olarak Columbia ile uzaktan yakından alakası olmayan, qumar borcundan kendini kurtarmak için özel dedektiflik yapan, kendi halinde bir adamız. Bir gün ise, Columbia’dan bir kızı getirmemiz şartıyla tüm borcumuzun silineceği bir anlaşmayı kabul ediyoruz ve böylece tüm hikaye başlıyor.

Grafikler

Hikayeyi bayağı kabaca özetlediğime göre, ilk değinmek istediğim kısım grafikler. Oyun gerçekten de göz kamaştırıyor. Hani, son dönemlerde de birçok yüksek bütçeli yapımda bunu görüyoruz ama, BioShock: Infinite kendine özgü tasarımları ve arka planın dolgunluğu ile adeta bir göz şöleni sunuyor bize.

Oynanış

Bir başka değinmem gereken nokta ise oynanış. Oynanış, hikayeden hiçbir şey anlamazsanız da oyundan zevk almanızı sağlıyor. Tam anlamıyla mükemmel demiyorum, çünkü orada burada birkaç küçük sorunları var ama genel olarak bu sorunlar oyundan zevk almanızı engelleyecek olan türden değil. Oyunda “Vigor” adıyla geçen özel yetenekler ise oyunu çok farklı ve kendinize özgün şekilde oynamanıza izin veriyor. Bu da, FPS türünde olan oyunların en büyük sıkıntısı olan oynanışın zamanla banalleşmesini engelliyor. Oyundaki düşmanların çeşitliliği de bir başka güzel yön.

Müzikler

BioShock: Infinite’in müzikleri de oyunun temasına ve geçen sahnelere gerçekten de çok uygun. Hem oynanışın hem de sahnelerin gücünü tam anlamıyla aktarabilen bir müzik repertuarı var Infinite’in.

BioShock Infinite satın alınmalı mı?

Peki, “Oyunun asıl satma noktası ne?” derseniz benim cevabım hikayesi olur. Spoiler vermemek için detayına inmeyeceğim ama hikayeyi iki kelime ile özetlersem “akıl almaz” yerinde bir tabir olur. Oyunun o son sahnesinde yaşadığınız aydınlanma gerçekten de sizi birkaç gün oyun hakkında düşünür şekilde bırakacak. Fakat şunu söylemek durumundayım ki, oyunu hikayeye çok dikkat etmeden oynarsanız, o son sahneyi ne yazık ki anlayamayabilirsiniz. Bu arada, İngilizcesi iyi olmayanlar endişelenmesin çünkü oyunun iyi bir Türkçe yaması internette bulunuyor.




Infinite’te bulunan bu derin hikaye oyun boyunca gerçekten de çok iyi bir şekilde sunulmuş, düğüm kısmı da çok anlamlı ve hatta sanatsal denebilecek bir şekilde çözülüyor.

Oyun hakkında bir tavsiye: oyunda bulunan 2 DLC, Burial At Sea – Episode 1 ve Burial At Sea – Episode 2 daha önceki oyunları oynamış kişilerin mutlaka alması gereken 2 DLC’dir. BioShock Infinite’i, BioShock 1 ve 2 ile bağdaştıran ve son sahnelerde gördüğünüz tanıdık mekanın neden orada olduğunu açıklayan bu 2 DLC zaten derin olan hikayeyi bir adım daha ileri götürmekte çok başarılı.

Son söz olarak, daha önce sorduğum sorunun cevabı, şu ana kadar anlamışsınızdır fakat, evet. BioShock Infinite, serinin başarısını bir adım daha ileri taşımakla kalmamış, serinin diğer oyunlarını gölgede bırakmıştır. Hem başarılı bir oynanışa sahip olup hem de karakter ve kurgu bakımından adam akıllı olan oyunların sayısı gerçekten de çok az. Hal böyle olunca da elimize birkaç yılda bir geçen bu fırsatı değerlendirmemek ziyan olur.

BioShock Infinite fiyatı da bu yazıyı yazdığım esnada steam üzerinde 49 TL gibi bir durumdadır. İlk çıktığı döneme göre ve oyunun kalitesine göre çok uygun bir fiyat diyebilirim. Benim BioShock Infinite hakkındaki görüşlerim bunlar, umarım Infinite benim için olduğu gibi için sizin için de zevk alabileceğiniz bir deneyim olur.

Kaynak: BioShock Infinite İncelemesi - Yazarbaz.com
 

Türkiye’nin ilk webmaster forum sitesi iyinet.com'da forum üyeleri tarafından yapılan tüm paylaşımlardan; Türk Ceza Kanunu’nun 20. Maddesinin, 5651 Sayılı Kanununun 4. maddesinin 2. fıkrasına göre, paylaşım yapan üyeler sorumludur.

Backlink ve Tanıtım Yazısı için iletişime geçmek için Skype Adresimiz: .cid.1580508955483fe5

Elektronik Sigara
pubg mobile uc
Üst