EN PRESTİJLİ "BARIŞ ÖDÜLÜ" HOCAEFENDİ'YE VERİLİRKEN Kİ SEVİNCİM - Ahmet Alp HAN

ahze21

0
İyinet Üyesi
Katılım
26 Nisan 2008
Mesajlar
14
Reaction score
1
Bugün ülkem, insanım ve müslüman dünyası adına çok sevindiğim bir olayı haber aldım. Kelimelere dökebilir miyim diye dert edinmişken kalemimim kendi kendine kağıda vurmaya başladı.


Sevincimin kaynağını fazla uzatmadan sizle de paylaşayım arzu ederseniz.

Dünyanın en prestijli barış ödülleri arasında gösterilen "Gandi-King-Ikeda Barış Ödülü"nün bu yıl Fethullah Gülen Hocaefendi'ye verilmesi uygun görüldü.

Bu yıl onbeşincisi düzenlenen Gandi King Ikeda Barış Ödülü, daha önce SSCB eski Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov, Güney Afrika lideri Nelson Mandela, Desmond Tutu, Dr. Michael Nobel ile Nobel ödülü sahipleri Betty Williams ve John Hume gibi dünya çapında takdir edilen isimlerin ödül almış olduğu dünya çapında en prestijli organizasyon biri.

Beni en çok sevindiren ve gurulandıran olay ise yüzlerce akademisyen, aktivist ve seçkin davetlinin katılımıyla Morehouse Üniversitesi Martin Luther King Merkezi'nde gerçekleştirilen ödül töreninde "Barış ödülünün" bu yıl ilk kez bir Müslüman'a verilmesiydi.

ABD'nin Atlanta şehrindeki ödül merasiminde konuşmasını yapan Martin Luther King Merkezi Dekanı Prof. Lawrence E. Carter, ilk defa bir Müslüman din adamına yılın barış mimarı ödülünü verdiklerini söylemiş ve eklemiş: ‘‘Bugün bu ödülü geleneksel İslami öğretisini dünya genelinde yayan ve 11 Eylül 2001’de New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne terör saldırısını Washington Post’a verdiği ilan ile kınayarak küresel barışa katkı yapan Fethullah Gülen’e vermekten şeref duyuyoruz’’.

Carter'ın ilerleyen konuşmasından bir kaç satırın da çok önemi var:

“Bu ödülü vermekten şeref duyuyoruz; çünkü canlı bomba intiharlarına karşı sesini yükseltip masum insanları öldürerek cihad yapılamayacağını söylediği için...

Şeref duyuyoruz; çünkü insani değer ve ahlakın her insanın ortak değeri olduğunu dile getirdiği için...

Şeref duyuyoruz; çünkü ırkçılık, etnik köken, cinsiyet, millet farklılıklarını insanlar arasında ayrımcılık ekerek bölünmesine değil bu doğal durumu manevi yönden bir arada tutan farklılık olarak insanlara sunmanızdan....

Şeref duyuyoruz; çünkü inancınız ve şahsınız nazarında farklılıklar arasında dayanışmayı küresel düzeyde sürdürmenizdeki eylemden...

Şeref duyuyoruz; çünkü insanlara verilebilecek en yüksek eğitimin sadece bilgi değil, tüm yaratılmışlarla birlikte uyumlu bir hayatı öğütlediğinizden... İslam inancınızı insanlığa sosyal değerlerle ortak bir yol bulma çabanızdaki sürekli yenilenme dirayetinizden...

Ben; Gandi, Kral (Martin Luther King) ve Ikeda ile aranızdaki bağın varlığını görmekten çok memnun oluyorum. Sizi en içten dileklerimle kutluyorum.’’

Barış ödülünü Hocaefendi adına alan Dr. Alp Y. Aslandoğan, muhterem Fethullah Gülen’in ödül vesilesi ile kaleme aldığı yazılı mesajını okuyunca mütevazılığın bir insanı nerelere yükseltebileceğini de katılımcılara ve dünyaya göstermiş oldu. Şöyle diyor mesajında Gülen Hocaefendi:

‘‘Morehouse Üniversitesinin Martin Luther King Uluslararası Merkezi yöneticileri tarafından liyakatim olmamasına rağmen 2015 Gandi King Ikeda Barış ödülüne layık görüldüğümü öğrendim.

Bu ödülü şahsım adına değil, ancak kendilerini karşılık beklemeden insanlığa hizmete adamış camia fertleri adına kabul ediyorum. Bu ödülü gerçekten hak edenler, kuzey kutup dairesi yakınlarında eksi 50 dereceye varan soğuklarda vatanından binlerce kilometre uzakta vazife yapan, Kuzey Irak’ta IŞİD’in işgal tehdidine rağmen okullarını açık tutan, Nijerya’da ve Afganistan’da kız öğrencilere eğitim imkânları sunan eğitimciler, Somali ve Sudan’da en zor şartlar altında hizmet veren doktorlar, hemşireler, insani yardım görevlileri ve kendileri mali güçlük yaşasa da hayırlı projelere himmette yarışan iş adamlarıdır. Sembolik olarak şahsıma takdim edilen bu ödül, aslında değişik milli, dini ve etnik köklerden gelen bu muhabbet fedailerinin gayretlerini takdire matuftur.’’

İfadelerindeki bu sözleri biraz daha açarak "ideal insan"ı arayan filozoflara ve de "hayatın anlamı"nı merak eden milyonlarca insana bir işaret sadedinde şunları eklemiş:

‘‘Onlar ki kendi mutluluklarını başkalarının mutluluğunda arayan talihlilerdir. Onları Asya’da Afrika’da ve Dr. Martin Luther King gibi Amerika Birleşik Devletleri'nde, dünyanın dört bir tarafında insan hakları mücadelesi verenlerle bir araya getiren değer, her insanın izzetle yaşamasına kendilerini adamalarıdır. Her insanı insan olarak aziz tutmak, onların yaratıcısına saygının ifadesidir. Her zaman Cenab-ı Hakk’a beni de bu talihliler zümresi içinde kabul etmesi için yalvardım. Kendimi hiçbir zaman hiç birinin önünde görmedim. Sizler nezaketinizle onların gayretlerini ve fedakârlıklarını takdir ettiniz.

Sağlığım bu anlamlı buluşmada sizlerle bir arada olmama mani. Ancak mekan ve zaman farklılığı yüksek insani değerler etrafında bir araya gelmiş ruhların sohbetine mani değildir. Bu ödülle gayretleri takdir edilen camianın bir ferdi olma ümidiyle organizasyon komitesine teşekkürlerimi arz ederim.’’

Hocaefendinin mesajından sonra törene katılanların arasında bir alkış tufanı koptuğunu da eklesem yadırgamaz ve istemsiz olarak sizin de ellerinizin birbirine vurduğunuzu iddia etmiş olmam fazla olmaz sanırım.

"Fakir"e bir mefkure (ideal) hakkında en iyi ve sağlam fikir verenlerin başında o davanın içinde olmayanların düşünceleridir. İşte burada bir parantez de Ödül töreninde konuşma yapan Prof. Dr. Scott Alexander'a açmak gerekir.

Konuşmasının satır başlarında heyecanı okunan hazret, şöyle ifade etmiş meramını:

"Hocaefendi’nin günümüz dünyasının Mevlana’sıdır."

M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, hak arayışında ve küresel düzeyde eğitim hizmetlerinde hep barışı, hoşgörüyü telkin ettiğini söyleyen Alexander,

“Hizmet hareketinin temel prensiplerinden birisi de peygamber ahlakı olan ‘affetme’ öğretisidir. Kin duygusunun kalbin zehri olduğunu söyleyen Gülen, İslam’ın hoş bakmadığı bu duygudan cemaat mensuplarını uzak tutmaya çalışmıştır. “ diye konuşmasını sonlandırmış


Tören sonrası, üniversite tarafından yaptırılan Hocaefendi’nin yağlıboya tablosu kürsüye getirilerek ödülü daha önce alanların resimlerinin bulunduğu bölüme asılmasını görünce "Fakir" kardeşiniz onun gönüllerdeki resmine baktım ve saygıyla başımı önüme eğdim.

Nihayi kelam: Bunun sadece bir başlangıç olmasını ve ülkemin ve Müslüman dünyasının fertlerinin adlarının böyle prestijli ve özellikle adında "BARIŞ" kelimesinin geçtiği ödül törenlerinde duymayı Rab'bbimden dilerim.

Ahmet Alp HAN
Global Haber
Twitter: @ahze22
 

Türkiye’nin ilk webmaster forum sitesi iyinet.com'da forum üyeleri tarafından yapılan tüm paylaşımlardan; Türk Ceza Kanunu’nun 20. Maddesinin, 5651 Sayılı Kanununun 4. maddesinin 2. fıkrasına göre, paylaşım yapan üyeler sorumludur.

Backlink ve Tanıtım Yazısı için iletişime geçmek için Skype Adresimiz: .cid.1580508955483fe5

Elektronik Sigara
pubg mobile uc
Üst